Gelenek · Irak
Ramazan'ın saklı mirası: Sini Zarf
11 kupanın yılın aylarını, tepsinin ise Ramazan'ı simgelediği asırlık bir gelenek. Sini Zarf sadece bir şans oyunu değil; mimikleri okuma sanatı.

Gelin, gecelerin sabaha kadar kahkahalarla uzadığı, rekabetin ve dostluğun aynı masada buluştuğu eski geleneklerimize kısa bir yolculuk yapalım.
Sini Zarf, özellikle Irak Türkmenlerinin Ramazan gecelerinin vazgeçilmezi sayılıyor. Peki bu oyunu bu kadar özel kılan ne?
Sadece şans değil
Bu kesinlikle sadece bir şans oyunu değil. Bütün mesele; rakibin mimiklerini, heyecanını ve hareketlerini bir dedektif gibi doğru okumakta saklı.
Bir yanda boncuğu saklayanın soğukkanlılığı, diğer yanda arayanın dedektif bakışları.
Peki, nasıl oynanıyor?
Oyun, iki takım arasında oynanıyor; her takımda 3 veya 4 oyuncu yer alıyor. Küçük bir boncuk, tepsideki zarflardan ya da kupalardan birinin altına gizleniyor.
Karşı takım ise kısıtlı hakları içinde o boncuğu bulmaya çalışıyor. Eğer bulamazlarsa? Puanlar anında rakibe yazılıyor. Bu büyük heyecan, takımlardan biri 101 puana ulaşana kadar kesintisiz devam ediyor.
Rekabetten fazlası
İşin en güzel yanı ise oyunun sadece bir rekabetten ibaret olmaması. Oyuncular bu heyecan için şehirler arası yolculuklar yapıyor, özel turnuvalar düzenliyor. Oyun boyunca şarkılar, türküler ve hoyratlar söyleniyor. Boncuğu bulan takım ise sevincini tepsiyi yere vurup coşkuyla oynayarak kutluyor.
Sini Zarf, bizlere unuttuğumuz o eski mahalle samimiyetini ve bir arada olmanın coşkusunu hatırlatmaya devam ediyor.
Peki siz olsaydınız hangi tarafta olurdunuz: boncuğu saklayan mı, arayan mı?

