Tarih · Mezopotamya

Hammurabi'nin kanunlarını efsane yapan neydi?

M.Ö. 18. yüzyılda 282 maddelik kanunlarını dev bir taş stele kazıtan kral, dünyanın ilk kanun koyucusu değildi. Peki onu efsane yapan neydi?

16 Ağustos 2026 · 5 dk okuma

Louvre Müzesi'ndeki Hammurabi Kanunları steli

Görsel: Mbzt — Wikimedia Commons, CC BY 3.0

Hadi, gelin; 4 bin yıl öncesine, Hammurabi’nin adalet anlayışının şekillendiği Mezopotamya’ya yolculuk edelim.

Hammurabi, Babil Krallığı’nın altıncı kralıydı ve yaklaşık M.Ö. 18. yüzyılda hüküm sürdü. Döneminde Babil büyüyor, toplum karmaşıklaşıyordu: İnsanlar arasında borç, ticaret, evlilik, miras, toprak ve suç konularında anlaşmazlıklar artıyordu.

Hammurabi bu sorunlara belirli kurallar getirmek istedi. Ortaya çıkan kanunlar yaklaşık 282 maddeden oluşuyordu.

“Göze göz, dişe diş”

Kanunlarda bugün bize sert gelen cezalar vardı. Hâlâ kullandığımız “göze göz, dişe diş” anlayışının en bilinen örneklerinden biri tam olarak burada karşımıza çıkıyor.

Ama işin ilginç tarafı şu: Hammurabi dünyanın ilk kanun koyucusu değildi. Ondan yüzyıllar önce de Mezopotamya’da yazılı kanunlar vardı.

Onu efsane yapan neydi?

İki şey. Birincisi, kanunlarını dev bir taş stelin üzerine kazıtması — yani kuralları herkesin görebileceği, kalıcı bir anıta dönüştürmesi. İkincisi, adalet anlayışını devlet yönetiminin merkezine yerleştirmesi.

Kanun, ilk kez bir kralın sözü olmaktan çıkıp taşa kazınmış bir devlet ilkesine dönüşüyordu.

O stel bugün Louvre Müzesi’nde duruyor ve üzerindeki 282 madde, insanlığın adaletle kurduğu ilişkinin en eski belgelerinden biri olarak okunmaya devam ediyor.

Peki sizce Hammurabi gerçekten adaleti mi sağlıyordu, yoksa kendi iktidarını mı güçlendiriyordu?

Sıradaki Hikâye